Türkiye'de Yerel Demokrasinin Güçlendirilmesinde E-Devlet Uygulamalarının Rolü PDF Yazdır e-Posta

 

Öğr. Gör. Elif KARAKURT/ Uludağ Üniversitesi
GİRİŞ

Küreselleşme süreçlerinin yoğun olarak yaşandığı 21. yüzyılda, ulus devletler modern dönemlere ait anlamlarını ve fonksiyonlarını yitirmeye başlamışlardır. Önceki dönemde etkin durumda olan ulus devletin artık bazı ekonomik ve siyasal konularda karar verici olmadığı ve ulus devletleri kapsayan mevcut düzenlemelerin geçerliliklerinin de sınırlı olduğu görülmektedir. Bu nedenle ulus devletin meşruiyeti sorgulanırken, ekonomik ve siyasal açıdan ana birim olarak yerel birimler, kentler ve bölgeler önem kazanmaktadır. Yerelleşme olgusunun gelişmiş sanayi ülkelerinde ve özellikle Avrupa Birliği ülkelerinde ilke olarak kabul görmesiyle birlikte ulus-devlet, değişen  koşullar ve gereksinimler ile ortaya çıkan yeni işlevler neticesinde yeniden yapılanma sürecine girmiştir. Söz konusu yeniden yapılanma ulus-devletin temelini oluşturan kamu yönetimi mekanizmasını da etkileyerek köklü dönüşümlerin yolunu açmıştır. Bu süreçte kamu yönetiminde belli başlı kavramlar ve ilkeler ön plana çıkmıştır. Bunlar şu şekildedir; yönetime katılma, demokratik katılım yollarının geliştirilmesi, şeffaf yönetim, yönetişim, yönetim sürecinde bilgi teknolojilerinin kullanılması, vb.

 

Hizmetlerin vatandaşlara en yakın birimler tarafından yerine getirilmesinin esas olarak kabul edildiği üst birimlerin ise ancak alt birimlerin tek başlarına yerine getiremeyecekleri büyük boyutlardaki hizmetleri yerine getirmeleri temel ilke olarak benimsenmektedir. Bu süreçte yerel yönetim birimleri “yerellik” ve “hizmette halka yakınlık” ilkeleri çerçevesinde ön plana çıkmışlardır. Böylece ulus devletin bir takım yetkilerini yerel yönetimlere devrettiği ve yerel halkın kendini ilgilendiren konularda söz sahibi olduğu bir dönemde, yerel demokrasi ve yerel özerklik gibi değerlerin yükselmesiyle yeni bir yönetim sistemi belirmiştir: Yönetişim. Yönetişim, karar verme süreçlerinde resmi kurumlarla birlikte özel sektör ve sivil toplum kuruluşlarını da içine alan kompleks bir sistemi ve bunların kendi aralarındaki ilişkiler ağı ve karşılıklı etkileşimleri ifade etmektedir.

Yönetişim anlayışının bir uzantısı olarak devletin yurttaşlarına daha kaliteli, verimli, katılımcılık esasına dayalı ve şeffaf hizmet verebilmesini sağlayabilecek şekilde yeniden yapılanması gerekliliği, bilişim ve iletişim teknolojilerindeki gelişmelerle daha gerçekleşebilir bir düzeye gelmiştir. Bilişim ve iletişim teknolojisinin özellikle de internetin gelişimi ve gündelik hayatta yaygınlık kazanmasıyla kamu yönetiminin daha verimli ve etkili çalışmasını sağlayabilecek, katılımcı ve etkin demokrasi için  yeni imkanlar sunabilecek bir yönetim modelini ortaya çıkarmıştır: ‘e-devlet.’ Elektronik devlet yada e-devlet olgusu, bilgi teknolojilerindeki gelişmelerin siyasal düzlemdeki yansımalarından birisidir. E-devlet modeli ile vatandaşların kesintisiz bir şekilde kamu hizmetlerinden yararlanabilme imkanları, internet sayesinde yönetimle ilgili her türlü bilgiye ulaşabilme olanakları ve bunun sonucunda istek ve taleplerini özgürce dile getirebilmeleri yönetişim temelli katılımcı demokrasi açısından ciddiye alınması gereken fırsatlar yarattığı için tartışılmaya başlanmıştır. Hatta gelişmiş ülkelerde bir adım daha atılarak e-devlet modelinin tam manasıyla kurularak işler hale gelebilmesi için maddi ve hukuksal alt yapı çalışmalarına hız verilmiştir.


Türkiye’de de e-devlet projelerinin uygulanabilirliğinin araştırılması ve gerekli çalışmaların bir an önce başlatılması; yerel demokrasinin geliştirilerek halkın yönetime etkin katılmasına, yerel hizmet kalitesinin arttırılmasına ve yönetimin şeffaflığının sağlanmasına hizmet etmesi bakımından önem taşımaktadır.

 

1.      KÜRESELLEŞME DÖNEMİNDE YEREL YÖNETİMLERİN ÖN PLANA ÇIKMASI

Günümüz toplumunda küreselleşme söylemlerinin hızla yükseldiğine tanık olunmaktadır. Tek bir dünyada yaşanıldığı, iletişim ve ulaşım teknolojilerindeki gelişmeler neticesinde birlikte yaşanılan dünyanın “global köy” haline geldiği şeklindeki söylemler gittikçe daha çok kullanılır hale gelmektedir. Dünyanın çeşitli bölgelerinin hızlı bir şekilde birbirlerine yakınlaştığı, mekanların birbirlerinden etkilenip birbirlerini etkileyebilme süreçlerinin her gün geçen gün daha da yoğunlaştığı da bu söylemler arasında yer almaktadır. Bu söz konusu süreçte birbirine tezat iki oluşum meydana gelmektedir: iletişim ve ulaşım teknolojilerindeki gelişmelerle birlikte tek bir küre altında birleşmek mümkün olabilmekte ve dünyanın homojenleşmesinden bahsedilebilmektedir; diğer yandan yine söz konusu teknolojik gelişmelerle birlikte farklı kültürler dünya düzlemine çıkabilmekte ve kendilerini tanıtabilmektedirler, bu yönüyle dünya parçalanmaktadır. Fakat söz konusu küreselleşme ve yerelleşme süreçleri birbirine zıt iki oluşum değildir, aksine birbirlerinin bütünleyicisi olan süreçlerdir.(Aslanoğlu,1998:123)

“Küreselleşen dünyada ulus-devlet, en çok konuşulan ve tartışılan konseptlerden biri olmuştur. Modernitenin toplumsal, siyasi ve kültürel alanlardaki etkisini yitirmesi ve hemen her alanda post-modern yeni bir sürecin başlamasıyla, devlet olgusunun da yeni içerik kazanması ve yeniden yorumlanması gündeme gelmiştir.”(Parlak,2003:347) Bu anlayışın bir sonucu olarak sanayi toplumundan bilgi toplumuna geçiş sürecinde merkezi ağırlıklı yönetim sistemlerinden güçlü yerel yönetime, temsili demokrasiden katılımcı demokrasiye doğru gelişmelerin var olduğu gözlenmektedir. Bu anlayış çerçevesinde gelişmiş ülkelerde ve özellikle Avrupa Birliği ülkelerinde yerel yönetimlerin güçlendirilmesi ve geliştirilmesi konusunda çeşitli çalışmalar başlatılmıştır.

Yerel yönetimlerin güçlendirilmesi ile ilgili çalışmalar; yerel yönetimlerin dayandığı değerler olan yerel özerklik, katılım ve etkenlik ilkelerinin (Keleş,1998:45) geliştirilmesi ve yerel halka daha verimli hizmet sunabilme gayesini gütmektedir. Yerel işlerin halkın katılımı ve denetimiyle yürütülmesi, merkeziyetçi yapıdan uzaklaşılması, yerel yönetimlerin özerkleştirilmesi anlamındaki yerelleşme olgusu, son zamanlarda yaygın olarak uluslararası sözleşmelerde buna bağlı olarak ulusal metinlerde yer almaya başlamıştır. (Öner,2002:126) Demokratik ve katılımcı yönetim anlayışının uyarlanması ve yerel yönetimlerin güçlendirilmesi ile ilgili en önemli metinler arasında yer alan Avrupa Yerel Özerklik Şart’ında demokratik-katılımcı yerel yönetimlerin gelişimine ivme kazandıracak yapılanmalar desteklenmektedir.

Küreselleşme ile birlikte hem ulus-devlet hem de yerel yönetimler yeniden yapılanma sürecine girmekte ve yeni bir yönetim anlayışı şekillenmektedir. Bu yeni yönetim yapısının başlıca nosyonları; yerelleşme, yönetişim, saydamlık-hesap verebilirlilik, etkinlik ve yeni yönetim tekniklerinin uygulanması şeklindedir. Yönetimin merkezi otoritenin tekelinden çıktığı ve yetkilerin yerel toplulukla ve geniş anlamda yönetilenlerle paylaşıldığı bir yönetim tarzının egemen kılınması (Parlak,2003:375) anlayışı yaygın olarak kabul görmektedir. Böylece yönetimin yönetilenlere açıldığı, katılımcılık ilkelerinin işlediği, kamu hizmetlerinin daha az maliyetle ve daha verimli bir şekilde yerine getirildiği, yönetimde açıklığın yani şeffaflığın temel alındığı bir yönetim için çeşitli modeller ortaya konmaktadır.


 

Bilgi toplumu çağında en çok tartışılan yönetim modellerinden birisi, vatandaşlara yönetim süreçlerine etkin katılım imkanı sağlayarak yönetişim prensibinin uygulanması yolunda önemli bir adım olarak kabul edilen ‘e-devlet  modeli’dir. E-devlet modeli, vatandaşların haftanın yedi günü, günün yirmi dört saati internet yoluyla kamusal hizmetlerden yararlandığı, yönetimdeki şeffaflık nedeniyle yerel ve ulusal yönetim süreçlerinden haberdar olduğu, düşünce ve görüşlerini ilgililere aktararak bu yönetim sürecine müdahale edebildiği bir yönetim modelini ifade eder. Bu modelin uygulanabilirliliği yönetişim ilkelerinin toplumdaki bireyler tarafından içselleştirilmesine bağlıdır.

      2.YÖNETİŞİM

21. yüzyılda kamu yönetiminde temel yönetim ilkelerden birisi olarak kabul edilen yönetişim olgusunun ne olduğu ile ilgili olarak birden çok tanıma rastlamak mümkündür.

Kavramın ortaya çıkışı Dünya Bankasının küresel konularla ilgili politika değişimleriyle ilişkilidir. “İlk kullanımı governance olan kavramla, ‘uluslararası ilişkilerde siyasal boyutun kullanılması’ ön plana çıkmaya başlamıştır. Ancak daha sonra kavrama olumlu bir sıfat eklenerek ‘iyi yönetim’ anlamına gelen good governance kavramı kullanılmaya başlamıştır. Türkçe’de kavramın karşılığı yönetişim (governance) olarak yaygınlaşmıştır.” (Çukurçayır,2003:260) Bazı akademisyenler tarafından ‘government’ sözcüğünden yeni bir deyişin, ‘governance’ sözcüğünün, türetilmesinin yeni bir arayışı ifade ettiği belirtilmektedir. Yönetişim, karşılıklı etkileşimlerin yansımasını bulduğu, katılımcılığı temel alan, tek sesliği değil, çok sesliliği hedefleyen bu yeni yönetim anlayışı ifade etmektedir. AB Komisyonu tarafından yapılan çalışmalarda ‘yönetişim’ terimi beş kriter ile açıklanmaktadır:‘açıklık, katılım, sorumluluk/hesap verebilirlilik, etkinlik, tutarlılık.’

Bu yeni yönetim anlayışı, saydam ve denetime açık bir yönetim felsefesinin uzantısı olarak devletin kendi kurumlarının dışında sivil inisiyatif ve vatandaşların sürekli denetimine olanak veren mekanizmaya ihtiyaç duymaktadır. Bu noktada sivil toplum örgütlerinin mevcudiyeti hayati derecede bir önem teşkil etmektedir. “Bu tezi savunanlar, bir toplumsal işbölümünün zorunlu olduğunu belirterek, kendi gereksinimlerinin farkında olan, bağımsız karar alabilen ve diğerleriyle amaç ve yöntem birliği sağlayabilen sivil toplum kuruluşlarının devlet kurumlarıyla birlikte hareket etmesi gereğini savunmaktadırlar.”(Göymen,2000:7) Yönetişim olgusu ile bir taraftan sivil toplum örgütlerinin siyasal karar verme süreçlerinde oynadıkları rol önem kazanırken diğer yandan katılımcı toplumun temelini oluşturan birey kavramı da yeniden inşa edilmektedir. “Yönetişim, bireyin toplumsal ve siyasal rollerini de yeniden tanımlamaktadır. Bu anlamda yönetişim, toplumsal ölçekte, bireyi pasif himaye edilen bir konumdan çıkarmakta, kamusal alanda etkin ve eylemde bulunma kudretine sahip bir konuma geçirmektedir. Bireylerin, yeni düzenlemelerle sınırlandırılmış bir nitelikten, sorumluluk üstlenen bir niteliğe kavuşmaları sağlanmaktadır.” (Tekeli,1999:250) “Klasik yurttaş tanımı değişmekte, sosyal alanda çok boyutlu ilişkiler içersinde olan çok kimlikli (network member) yurttaş tanımı öne çıkmaktadır. Devlet-toplum arasındaki ilişki; tek boyutluluktan çıkmakta, ‘etkileşimsel’ çok boyutluluğa dönüşmektedir.” (Göymen,2000:6)                    

Devlet ve toplum arasındaki ilişkinin dönüşerek yeni bir boyut kazanmasında en etkili faktörlerin başında iletişim ve bilişim teknolojilerinde yaşanan değişimlerin yarattığı ivme gelmektedir.  “Bilişim ve iletişim teknolojilerinin gelişimi  bir yandan küresel ağlarla ekonomik faaliyetlerin dolaşım yeteneğini arttırırken, öte yandan bireylerin bilgi edinme ve iletişim yeteneklerini, özellikle de etkileşim imkanlarını zenginleştirerek yönetsel süreçlere katılım açısından yeni olasılıklar sunan bir süreci hızlandırmıştır.”(Uçkan,2003:24) Bilişim ve iletişim teknolojilerinin gelişimi özellikle internetin yaygın olarak kullanılmaya başlamasıyla birlikte, yönetişim sürecinin gelişeceği, kamu yönetiminin etkili ve verimli kılınacağı, katılımcı ve etkin demokrasiye yeni imkanlar sunulacağına dair çeşitli görüşler ortaya atılmıştır. Bunun ise, elektronik devlet veya e-devlet olarak adlandırılan bir yönetim şekliyle mümkün olabileceği yine bu düşüncelerin bir uzantısıdır.

2.1.            E-DEVLET

Bilişim ve iletişim teknolojilerinin gelişimiyle; etkinlik ve verimliliğin sağlanması, demokratik katılımın mümkün kılınması, güvenirliliğin, meşruiyetin, hesap verebilirliliğin ve saydamlığın tesisi gibi hedefler doğrultusunda kamu yönetimlerinin yeniden yapılandırılması için yeni imkanlar doğmaktadır. Bilgi toplumu olarak adlandırılan 21. yüzyılda e-devlet yönetim modeli baskın bir seçenek olarak kabul edilmektedir.

Elektronik devlet veya e-devlet; “devletin vatandaşlara karşı yerine getirmekle yükümlü olduğu görev ve hizmetler ile vatandaşların devlete karşı olan görev ve hizmetlerinin karşılıklı olarak elektronik iletişim ve işlem ortamlarında kesintisiz ve güvenli olarak yürütülmesidir.”(http://www.bilgiyonetimi.org/cm/pages/mkl _gos.php?nt=212/18.09.2004) biçiminde tarif edilebilir. Fakat burada gözden kaçırılmaması gereken bir unsur elektronik devlet ile kullanılan teknolojinin türünden daha ziyade hizmetin yerine getirilme biçimi vurgulanmaktadır. Yani elektronikleşen devlet değil hizmetin vatandaşa sunulma biçimidir.

E-devlet modelinin yaygın bir biçimde uygulanması ile; “… daha verimli, hızlı ve düşük maliyetli hizmet üretme/verme olasılığı vardır. Çünkü devletin elektronikleşmesiyle yirmi dört saat hizmet verebilme imkanı ile ‘zamansal’ ve her yerden ulaşma imkanı olduğu için de ‘mekansal’ bir rahatlama söz konusudur.” (http://www.bilgiyonetimi.org/cm/pages/mkl_gos.php?nt=200/15.09.2004) E-devlet olgusunun klasik devlet yapısına oranla zaman ve mekan mefhumundan daha bağımsız olmasının bir uzantısı olarak, kamu yönetiminde yöneten açısından daha düşük bir maliyet ve yurttaşlara yönelik daha kaliteli hizmet ile sürdürülebilir bir kaynak yönetimi sağlarken; yurttaşlar açısından da (yönetilenler) daha az yurttaşlık maliyeti, daha yüksek memnuniyet, daha etkin katılım ve daha fazla güven anlamına gelmektedir.

E-devlet  modelinin yaygın olarak kullanılmasının ülkeye belli başlı getirileri şu şekildedir; e-devlet kamu hizmetlerinin biçimini değiştirir, yönetim anlayışında dönüşüme yol açar, verimlilik artışı yanında daha etkili ve etkin hizmet sunumu sağlar, e-demokrasinin yerleşmesine katkı yapar, e-devlette işbirliği ve etkileşim maliyetleri en düşük düzeyde olur, bilgiye ulaşım daha kolay olur, yurttaşların kamu organizasyonunun denetim, eleştiri ve iyileştirme sürecine doğrudan katılımına olanak sağlar, yerel tıkanıkların ve/veya merkezi uygulamaların yerel sonuçların değerlendirilmesi sürecinde yurttaşların ‘yerinden’ ve ‘dolaysız’ katkı ve katılımlarını sağlamaktadır.  

“E-devlet modeli, merkeziyetçi olmayan bir yatay koordinasyon yapısı sunmaktadır. Bilişim ve iletişim teknolojilerinin etkin kullanımı sayesinde, kamu yönetiminin tüm birimleri arasında bağlantılıdır ve yurttaş erişimine/ katılımına açıktır.” (Uçkan,2003:45) E-devlet uygulamalarının yatay koordinasyon yapısına sahip olmasının bir uzantısı olarak yönetişim ilkelerinin en geniş düzlemde uygulanabilme imkanına kavuşması ile dijital demokrasi olarak da adlandırılan e-demokrasinin uygulanabilirliği akademik çevrelerde tartışılmaktadır. “İnternetin ‘demokratikleştirici’ bir ortam olarak görülmeye başlanmasında, etkileşim boyutunun tıpkı gerçek dünya da olduğu gibi ‘sanal’ dünyada da toplulukların oluşmasına izin vermesi olgusunun payı büyük olmuştur.” (Uçkan,2003:28) Ağ bağlantıları yoluyla birbirlerinin farkına varan; toplumsal, ekonomik ve siyasal konulardaki farklı düşünceleri tartışabilen; toplumsal sorunları çözebilme gayesiyle ortak bir platformda buluşabilen, çeşitli yönetsel kararları eleştirebilen bireylerin bilgi toplumu çağında alternatif toplanma mekanları yani yeni agoralar oluşturacakları düşünülmektedir.

2.1.1.   E-DEMOKRASİ

Bilişim ve iletişim teknolojilerinin ekonomiden, siyasete günlük hayatın tüm düzlemlerinde giderek daha çok kullanılmaya başlanmasıyla birlikte e-demokrasi olgusu sıkça tartışılmaya başlanmıştır. E-demokrasi; demokratik siyasal sürecin işleyişi ile ilgili faaliyetleri kapsamaktadır. Tanım olarak e-demokrasi; “ yerel, ulusal ya da uluslararası düzeyde siyasal sürece katılan demokratik aktörlerce (siyasi partiler, vatandaşlar, seçilmiş makamlar gibi) bilgi ve iletişim teknolojilerinin ve stratejilerinin kullanılmasıdır.”(www.publicus.net/ebook/edemebook.html/12.08.2004) Bu çerçevede e-demokrasi, günümüzde uygulanan şekliyle temsili demokrasinin tamamen ortadan kalkması değil; internet ve benzeri teknolojik araçlarla vatandaşlara kamusal alanda daha doğrudan demokratik faaliyetlerde bulunma imkanının sağlanmasıdır.

İletişim teknolojilerinin gelişimiyle birlikte sürekli bir şekilde teknolojinin demokrasinin gelişimine ne gibi katkılar sunacağı ile ilgili tartışmalar devam etmektedir. “İnsanlar arası iletişimi kolaylaştıran ve özgürleştiren her yenilik demokratik katılım açısından ileri götürücü bir hamle olarak kutlanmıştır. Önce yazılı basını yaratan teknolojik atılım, daha sonra telefon, telgraf, teleks, radyo, televizyon, faks, bilgisayar ve uydu teknolojileri, bunların hepsi insanlar arası iletişimde ve bilgi kaynaklarına erişimde büyük kazanımlar olarak yorumlanmıştır.” (www.bkd.org.tr/analiz/internet_ve_demokrasi.asp 14.09.2004) Bu tartışmalar sırasında dikkate alınmayan çok önemli bir unsur vardır ki o da genelde bilişim ve iletişim araçlarının özelde ise internetin kişiler tarafından kullanılmadan önce toplumda var olan siyasal kültürün yapısıdır.“Demokrasi kültürümüzün gelişmesi ve demokratik katılımın etkin hale getirilmesi açısından internet ne rol oynayabilir? İnternet anında iletişim ve bilgiye erişim imkanı ile insanların zaman kullanımlarını çok daha verimli bir hale getirebilmektedir, ancak zaman daha iyi kullanılarak daha demokrat olunabilinir mi? Diğer bir değişle, demokrasinin önünde duran engel zamanımızı yeterince hızlı bir şekilde değerlendiremememiz midir?” (www.bkd.org.tr/analiz/internet_ve_demokrasi.asp 14.09.2004) İnternetin sağladığı etkileşimli yapı sayesinde bireyler(yurttaşlar) sanal mekanda bir araya gelirler, oluşturulan haber grupları, forumlar, anketler, chat odaları, e-posta gibi araçları kullanarak hem birbirleriyle hem de seçilmişlerle ve kamu görevlileriyle sürekli ve anında etkileşime girmeleri mümkündür. Fakat yurttaşların yönetsel kararlar ve süreçlerle ile ilgili fikirlerini yetkili kişilere çeşitli yollarla iletmeleri dolayısıyla yönetim sürecine dahil olmaları; kullanılan teknolojiden daha çok yaşadığı topluma duyarlı, katılımcı siyasal kültüre sahip yurttaşların varlığı ile açıklanabilir. Diğer bir değişle, demokrasinin önünde duran engel teknolojik olmaktan çok toplumsal ve kültüreldir.   

E-demokrasi uygulamalarının içinde taşıdığı tutarsızlıklar ve tehlikelere rağmen bilgi toplumu çağında teknolojinin sunduğu imkanlardan yararlanarak yurttaşlarda demokrasi bilincinin yerleştirilmesinde fırsatlar sunma potansiyelini de taşıdığı gözden kaçırılmamalıdır. E-demokrasi uygulamalarının sunduğu hizmetler şu şekilde sunulmuştur: (www.abgs.gov.tr/dokuman/Berlın%20Konferansı.html  15.09.2004)

·        Daha etkin bir kamu yönetim sisteminin oluşturulması,
·        Politikacılar ve vatandaşlar arasında daha etkin bir iletişimin sağlanması,
·        İnternet sayesinde, internet dışında da siyasete olan ilgi ve katılımının arttırılması,

·        Halkın bilgi ve tecrübelerinden yararlanılması sayesinde daha gerçekçi kararlar alınması şeklinde sıralanabilir.


       E-demokrasi, yönetişim temeline dayanan e-devlet modelinin nihai hedefidir. “E-demokrasi perspektifiyle donatılmış bir e-devlet anlayışı, ‘her bir yurttaşa demokratik sürece katılmak için güçlendirilmiş fırsatlar sunmak’ ve ‘hükümetin temsil ettiği halkın görüş, bilgi ve deneyimlerine ulaşması’ için en iyi yol olarak sunulmaktadır.” (Uçkan:38) E-demokrasinin bu amaçlara ulaşabilmesi için üç temel koşulun yerine getirilmesi gerekmektedir. Bunlar;

  • Bilginin ulaşılabilir olması; e-demokrasi için, halk devletin alacağı tüm kararlarla ilgili bilgiye sürekli ve kolayca ulaşabilmelidir.
  • Bürokrasinin e-demokrasiye uyumu; bilgiyi sağlayan kamu kuruluşları yurttaşlardan gelen katkıları değerlendirebilecek teknolojik ve idari yetkinliğe sahip olmalıdırlar.
  • Yurttaşların bilgiye ulaşabilmeleri ve tepki vermeleri; yurttaşların bilgiye ulaşabilmeleri gerekli teknik ekipmana sahip olmaları ve toplumda bireylerin yönetsel süreçlere ilişkin görüşlerini aktarabilecekleri toplumsal ve siyasal kültürün varlığı hayati niteliğe sahiptir.

2.1.1.1. YEREL YÖNETİMLER VE E-DEMOKRASİ

        E-demokrasi alanında yerel veya bölgesel yönetimlerin bilişim ve iletişim teknolojilerinin kullanımları, ölçeğin nispeten küçük olması sayesinde genel e-devlet girişimlerinden daha hızlı ve hatta bu girişimlere altyapı sağlayacak bir etkinlikle gelişme imkanına sahiptir. Halka en yakın yönetsel birim olan yerel yönetimler, gerek yönetsel işlevleri (vatandaşlara hizmet sunma) gerekse siyasi işlevleri (en küçük demokratik birim olma özelliği) yerine getirmekle yükümlüdürler. “Çağımızın iletişim ve bilgi teknolojileri, özellikle internet, yerel yönetimlerin bu iki işlevinde de artı değer yaratma potansiyeline sahiptir.” (Yıldız,2003:313) Bir yerel yönetim biriminin bilgi ve iletişim teknolojilerini etkin bir biçimde kullanması ile yönetsel anlamda yerel halka yedi gün yirmi dört saat hizmet verebilir; siyasi anlamda ise yerel yönetim birimlerinin yönetim alanında aldığı tüm kararlara ulaşabilen bireyler bu kararlarla ilgili tepkilerini rahatlıkla yetkililere iletme olanağına sahip olabilirler. E-devlet uygulamalarının yerel yönetim birimlerinde etkin olarak kullanılmasıyla birlikte yönetim birimlerinin tüm karar ve uygulamaları halk denetimine tabii tutulacak bu yolla yönetim süreçlerinde bilgi akışı, şeffaflık sağlanacak ve internet aracılığıyla sunulan sanal mekan giderek bir zamanların ‘agora’sının yani kent meydanının işlevini üstlenecektir.

        Parlamentolar, belediye meclisleri ve diğer seçilmiş kurumlar görüşülen konuları, toplantı tutanaklarını ve alınan kararları internet ortamında vatandaşlara sunarak yurttaşların yönetsel kararlar ve uygulamalar hakkında bilgi sahip olması sağlanabilir. Bu çeşit uygulamalar yönetici ve yönetilenleri internet vasıtasıyla birbirlerine yakınlaştırmakta ve temsili demokraside var olan güven bunalımının aşılmasına yardımcı olmaktadır.

       “Bilişim teknolojileri sayesinde yaşanılan şehirlerin daha çağdaş ve modern yapıya kavuşturulması, tüm hizmetlerin elektronik ortama taşınarak vatandaşların anında ve kaliteli  hizmet alması, sorunların yetkililere ileterek anında çözülmesini sağlaması, şehrin yönetiminde söz sahibi olması,vatandaş ile yerel yönetim arasında şeffaflık ve güven unsurunun sağlanması çok kolaydır. Elektronik yerel yönetimin oluşturulmasındaki en önemli unsur, vatandaşın yaşadığı şehre sahip çıkmasıdır.” (E-Devlet Dergisi:2003,16)

         Türkiye’de yerel yönetimler alanındaki e-devlet uygulamaları belediyeler ile sınırlı kalmıştır. Diğer yerel yönetim çeşitleri olan il özel idareleri, köyler ve belediye birlikleri kurumsal internet kullanıcıları arasına girememişlerdir.İnternet  üzerinde web siteleri bulunan belediyelerin siteleri incelendiği zaman ise, büyük şehir belediyeleri de dahil olmak üzere belediye web sitelerinin e-demokrasi olgusunun bir uzantısı olacak şekilde vatandaşlarla etkileşimde bulunarak yönetsel kararlar ve uygulamalar hakkında bilgi verme suretiyle yerel vatandaşları yönetim sürecine dahil etmeyi amaçlar şekilde dizayn edilmediği görülmektedir.

 

      2.1.2.E-DEMOKRASİ UYGULAMALARINDA KARŞILAŞILAN SORUNLAR


        E-devlet projelerinin nihai hedefi olarak kabul edilen e-demokrasinin uygulanabilirliği üç temel şarta bağlıdır. Bunlar;

  1. Gerekli teknik ekipmanların varlığı,
  2. Siyasi iradenin e-demokrasi çalışmalarına izin vermesi, gerekli yasal düzenlemeleri hayata geçirmesi ve vatandaşların bilgiye erişimleri için kurumlar arasında eşgüdümün sağlanması,
  3. Halkın bu yeni aracı anlaması, kabul etmesi ve aktif olarak kullanması şeklinde sayılabilir.

        “E-demokrasi hedefinin tam anlamıyla gerçekleşmesi, öncelikle bilişim ve iletişim teknolojilerinin demokratik toplum için zorunlu temsiliyet ölçülerini karşılayacak bir tarzda, tüm topluma eşit ve adaletli bir biçimde yayılmasına bağlıdır. ‘Dijital bölünme’(ya da dijital uçurum) olarak adlandırılan, bilişim ve iletişim teknolojilerine erişimde eşitsiz dağılım, e-demokrasi idealinin hayata geçirilmesinin olduğu kadar, e-devlet mekanizmalarının tam anlamıyla işlev göstermesinin de önündeki en büyük engel olarak ortaya çıkmaktadır.” (Uçkan: 41) “Türkiye’de bilgisayar kullanımına bakıldığında 1999-2002 döneminde 450 bin kişi olan internet kullanıcı sayısı, 2004 yılında 4 milyon 900 bin kişiye çıktı. Bu rakam, yüzde 999’luk bir artış anlamına geliyor. Bu önemli artışa rağmen Türkiye’deki nüfusun sadece %7’si internet kullanıcısıdır. İnternetin kentli ve eğitimli kitle arasındaki yaygınlığı, Türkiye’de gelir dağılımı ve gelir dengesizliği ile paralel gelişme(me)sinin bir göstergesidir. Yüksek gelir gruplarında bilgisayar sahipliği ve internet kullanımı artmaktadır. Türkiye’de gelir dağılımındaki dengesizlik, internet kullanımına ‘bölgesel uçurum’ olarak yansımaktadır. Türkiye genelinde en çok internet kullanım alışkanlığı olan bölge yüzde 40 ile Marmara Bölgesi iken, Güneydoğu Bölgesi’nde erişim oranı yüzde 5 düzeylerinde kalmıştır.”(http://www.ntvmsnbc.com/news/283591.asp? cp1=1 09.10.2004) Bu çerçevede e-demokrasi hedefinin gerçekleşebilmesi için politika öncelikleri; “… dijital uçurumu önleyecek eğitim ve teşvik yöntemleriyle, bilgisayar okur yazarlığının geliştirilmesi ve en geniş kesimlerin internete hızlı, ucuz ve adil bir platformda erişiminin sağlanması hedeflerine odaklanmalıdır.”(Uçkan:43)   

                E-demokrasinin uygulanabilirliğinin sağlanması için atılması gereken adımlardan bir diğeri; gerek ulusal düzeyde gerekse yerel düzeyde siyasi iradenin yönetimde bilgi teknolojilerinin kullanımının demokrasi idealine ulaşma hedefindeki önemini fark etmelerine ve yönetimi internet yoluyla yurttaşlarına açmalarına bağlıdır. Fakat Türkiye’de hem merkezi yönetimin hem de yerel yönetimlerin internet kullanımları başlangıç aşamasındadır. Bu aşamada özellikle yerel yönetim birimleri kendi olanakları çerçevesinde internette kurduğu siteler aracılığıyla kendilerini sanal ortamda tanıtmaktadırlar. Oysa yerel yönetimler sisteminde ve merkezi-yerel yönetim ilişkileri ekseninde birbirinden ayrı atılan adımların ve edinilen deneyimin, öncelikle ortak bir iletişim havuzunda toplanması; daha sonra bu çalışmaların eşgüdümleşmesi ve planlanması gerekmektedir. Fakat Türkiye’de yerel yönetim sistemi içinde yerel birimlerinin yönetimde bilgi teknolojilerini kullanma şekilleri incelendiğinde şöyle bir tablo çıkmaktadır; yerel yönetim birimleri içinde ağırlıklı olarak belediyeler bilgi teknolojilerini kullanırken diğer yerel yönetim birimleri olan il özel idareleri, köyler ve belediye birlikleri kurumsal internet kullanıcıları arasına girememişlerdir. Türkiye genelinde belediyelerde internet uygulamaları ile ilgili veriler şu şekildedir;(www.inet-tr.org.tr/inetconf7/sunum/ yerelyönetimler.doc 14.09.2004)


             Bilgisayarlaşma oranı;Toplam 3064 belediyeye (belediyelerin %95’i) ait veriler üzerinde yapılan çalışmaya göre, Türkiye’de 2100 belediye (%69) bilgisayara sahiptir.
                İnternet Kullanımı;Ülke genelinde tüm belediyelerin yalnızca 467’si (%15’i) internet bağlantısı yapmış, internete erişim sağlamış durumdadır. Bilgisayara sahip belediyeler arasında bu oran %22 düzeyindedir.
                Bölgeler bazında bilgisayarlaşma ve internet kullanım oranı; Marmara belediyelerinde bilgisayarlaşma %90 düzeyinde ve internet kullanımı ise %26 düzeyindedir.  Bu değerlerin en düşük oranlar sergilediği belediyeler ise, Güneydoğu ve Doğu Anadolu Bölgelerinde sırasıyla bilgisayarlaşma oranı %43 ve %53, internet kullanımı %13 ve %18 düzeyindedir.

                Web Site kurmak; Bir web siteye sahip olan belediye sayısı 150’ye yakındır. Bu oran toplam belediyeler içinde %5’in altında kalmaktadır. Var olan belediye web siteleri, genel olarak bir tür ‘tanıtım broşürü’ niteliği taşımakta, güncellenmesi sürdürülen sitelerde ise ‘e-reklam’ ya da ‘e-bülten’ görüntüsü ağır basmaktadır. Bunlardan daha önemli olan bir diğer özellik, web sitelerinin halkın doğrudan denetimine olanak verecek biçimde, belediye meclis ve encümen toplantıları gündemlerine; meclis ve encümen karar metinlerine yer vermemesidir. Karar süreci web sitelerinden oldukça uzak tutulmaktadır.

          Türkiye’de yerel yönetim birimlerinde e-demokrasi hedefi, bugünkü koşullar altında yerel halkı yönetime dahil edebilecek yönetim kültürünün içselleştirilememesi ve buna imkan verecek teknik alt yapının eksikliği nedeniyle oldukça uzak bir hedef olarak ortaya çıkmaktadır.

            E-demokrasi idealinin gerçekleşmesinde üçüncü önemli unsur; halkın bu yeni aracı anlaması, kabul etmesi, toplumsal ve siyasal amaçlar çerçevesinde aktif olarak kullanmasının gerekliliğidir. Bu durum ise, toplumdaki bilgisayarlaşma oranı ve internetin hangi amaçlar için kullanıldığı ile ilişkilidir. Ağ bağlantısı yoluyla e-demokrasi idealine ulaşabilmek için; e-devlet modeli var olmadan önceki dönemlerde de bireylerin toplumsal, yönetsel ve siyasal kararları ve uygulamaları yakından takip etmeleri ve konuyla ilgili düşüncelerini ve tepkilerini yetkililere dile getiriyor olmaları gerekmektedir. Yani e-demokrasi olgusu, teknolojik bir sorunsal olduğu kadar toplumsal ve kültürel bir sorunsaldır. Bilgisayarlaşma oranı %7’ler düzeyinde olan Türkiye’de evlerinde internet bağlantısı olan kişilerin interneti hangi amaçlar için kullanıldıkları incelendiği zaman ortaya şöyle bir sonuç çıkmaktadır; %23 oranındaki kişinin interneti e-posta amacıyla kullanırken, %22.3’ü merak ettiği konularda bilgi edinmek için, %16.5’i ise arkadaşlarıyla chat yapmak amacıyla kullanmaktadır. 2001 yılında Türkiye’de devlet kurumlarına ulaşmak için e-devleti kullananların oranı %3’tür. Oysa Norveç’te bu oran %53’e ulaşmaktadır ve 27 ülke içinde e-devletin kullanım oranının en düşük seyrettiği ülke Türkiye’dir.
 

            3. ÇÖZÜM ÖNERİLERİ VE SONUÇ

Bu çalışmada teknolojik gelişmelerin mevcut kamu yönetimi sistemi üzerindeki etkileri ele alınarak daha demokratik, kaliteli, şeffaf bir yönetim için alternatif yönetim modellerinin Türkiye için uygulanabilirliliği tartışılmıştır. Bu bağlamda klasik yurttaş tanımının değişerek halkın yönetim sürecine aktif olarak katıldığı, hukuk devleti ve şeffaf yönetim ilkelerinin ağırlık bastığı ‘yönetişim’ olarak adlandırılan yeni kamu yönetimi anlayışının uygulama araçları ve yolları ele alınmıştır. İçinde bulunulan 21. yüzyılda teknolojik gelişmelerin sağladığı imkanlar sayesinde söz konusu yeni kamu yönetimi modelinin en önemli uygulama aracı ‘e-devlet’ olarak adlandırılan elektronik devlet  sistemidir.

E-devlet sistemi veya modelinin, üç temel saç ayağı üzerinde şekillendiği düşüncesinden hareketle bu üç önemli unsurun Türkiye için uygulanabilirliliği ülkenin mevcut profilinin analizi yoluyla değerlendirilmiştir. Buna göre e-devlet modelinin verimli olmasını üç temel şarta bağlıdır; bilginin ulaşılabilir olması, siyasi iradenin e-demokrasi çalışmalarına izin vermesi, halkın bu yeni aracı anlaması ve sosyo-politik amaçlar çerçevesinde aktif olarak kullanması.

Türkiye’de e-devlet modeli ile ilgili çalışmalar ve projeler incelendiği zaman gerek yöneticiler gerekse yönetilenler tarafından bu aracın öneminin anlaşılamadığı hatta bir çok kişinin demokrasinin güçlendirilmesine olumlu katkıda bulunabilecek bu imkandan bihaber oldukları tespit edilmektedir. Oysa bilgi toplumu olarak adlandırılan 21. yüzyılda bilgi devleti söylemi ön plana çıkmakta ve gelişmiş devletler bugünün ve geleceğin idari yönetiminin elektronik devlet anlayışı ve uygulamalarından geçtiğini vurgulamaktadırlar. Bu anlayış çerçevesinde; kamu yönetiminin yeniden yapılanması, yerel yönetimlerin güçlendirilmesi, bürokrasinin azalması, devletin şeffaflaşması, kamu hizmetlerinin hızlı ve verimli halde yapılması gibi konularda e-devlet oluşumlarının büyük katkısı olduğu vurgulanarak bu alanda ciddi yatırımlar yapılmaktadır. Türkiye’nin de bilgi toplumu çağında e-devlet modelinin uygulanabilirliğiyle ilgili olarak bir yandan tüm ülkeyi kapsayacak geniş kapsamlı projelere ve çalışmalara ağırlık vermesi; diğer yandan eş zamanlı olarak yerel yönetimlerde daha küçük boyutlardaki pilot çalışmaların önünü açacak düzenlemeleri bir an önce hayata geçirmesi gerekmektedir. Bu çalışmalardan verim alabilmek için özellikle yerel halkı sürece dahil ederek gayri merkezi, tabandan tavana doğru gelişen, yatay koordinasyona izin veren esnek pilot projelerin geliştirilmesi şarttır.


Bu çerçevede Türkiye’de e-devlet modeliyle oluşturulmak istenen daha katılımcı, şeffaf bir toplum; yurttaşı yönetime dahil etmeyi arzu  eden ve bu çerçevede gerekli yasal ve yönetsel adımları atmaya kararlı siyasi iradeye bağlıdır. Bu siyasi iradenin acil olarak yerine getirmesi gereken çalışmalar şunlardır;
·        E-devlet modelinin temelini oluşturacak politikaları, sivil toplumun ve iş dünyasının aktörleriyle ortaklaşa üretilmelidir,
·        E-devletin teknik alt yapısını oluşturacak temel girişimlerde bulunarak bilişim ve iletişim teknolojilerini toplumun tüm kesimleri, özellikle de dijital bölünmeden en fazla etkilenen kişiler için erişilebilir kılmak; bu çerçevede toplumdaki tüm bireylerin e-devlete ulaşabilecekleri teknik ekipmanların sağlanması (kentlerin merkezi bölgelerinde çağrı merkezleri, kiosklar kurmak, vb.) ve vatandaşların özellikle de yetişkinlerin internet kullanımı ile ilgili olarak eğitilmeleri gerekmektedir,
·        Yine sivil toplum ve iş dünyası ile işbirliği içinde, hukuk devletinin temel hak ve özgürlüklerle ilgili ilkelerine uygun bir e-devletin hukuksal alt yapısı geliştirilmelidir,

·        Gerek merkezi hükümetin gerekse yerel yönetim birimlerinin kendilerini vatandaşlara açması yani şeffaf ve katılımcı bir yönetim için kamu bilgilerine erişim özgürlüğünün sağlanması gerekmektedir.

Siyasi irade tarafından e-devlet modelinin etkin bir şekilde uygulanabilmesi için gerekli tüm alt yapı çalışmaları yapılsa dahi çok önemli bir nokta gözden kaçırılmamalıdır. Yurttaşların yönetsel kararlar ve süreçlerle ile ilgili fikirlerini yetkili kişilere çeşitli yollarla iletmeleri dolayısıyla yönetim sürecine dahil olmaları; kullanılan teknolojiden daha çok yaşadığı topluma duyarlı, katılımcı siyasal kültüre sahip yurttaşların varlığı ile açıklanabilir. Diğer bir değişle, demokrasinin önünde duran engel teknolojik olmaktan çok toplumsal ve kültüreldir.  Bu nedenle e-devlet modeli yoluyla demokrasinin geliştirilerek halkın yönetime etkin katılımı, hizmet kalitesinin arttırılması ve yönetimin şeffaflığının sağlanması yolunda atılması gereken ilk adım; toplumdaki demokrasi kültürünün geliştirilmesi için yurttaşların bilinçlendirilmesi ile ilgili çalışmaların başlatılması olacaktır.


 KAYNAKÇA
·         ASLANOĞLU, Rana,(1998) Kent Kültür Küreselleşme,Bursa:Asa Kitabevi

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Your are currently browsing this site with Internet Explorer 6 (IE6).

Your current web browser must be updated to version 7 of Internet Explorer (IE7) to take advantage of all of template's capabilities.

Why should I upgrade to Internet Explorer 7? Microsoft has redesigned Internet Explorer from the ground up, with better security, new capabilities, and a whole new interface. Many changes resulted from the feedback of millions of users who tested prerelease versions of the new browser. The most compelling reason to upgrade is the improved security. The Internet of today is not the Internet of five years ago. There are dangers that simply didn't exist back in 2001, when Internet Explorer 6 was released to the world. Internet Explorer 7 makes surfing the web fundamentally safer by offering greater protection against viruses, spyware, and other online risks.

Get free downloads for Internet Explorer 7, including recommended updates as they become available. To download Internet Explorer 7 in the language of your choice, please visit the Internet Explorer 7 worldwide page.